12 Ocak 2013 Cumartesi

Bayrak Yakmak ve Savaşa Doğru


Bayrak Yakmak ve Savaşa DoğruSuriye’de Beşar Esad yanlıları, hani şu bundan birkaç sene önce Başbakan Erdoğan’ın, şuan şike soruşturmasından içeride olan dostu Aziz Yıldırımdan istekte bulunarak Fenerbahçe Spor Kulübünü Şam’a götürüp dostluk mesajları yayınladığı, ticari ilişkileri doruk düzeylere çıkartma, sınırları daha esnek yapma vb birçok anlaşma yaptığı, 90 dakika yan yana maç izlediği Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın yanlıları birkaç gün önce Esad’a cephe alan, iki ülkeyi savaşa yaklaştıran, kardeşini sırtından vuran Erdoğan’ı ve ülkesini protesto etmek için Türkiye’nin Suriye’deki konsolosluklarını bastılar. Hatta bayrağımızı da yaktılar.

Ülkesini işgal eden ülkelerin bayrakları önüne serildiğinde onları çiğnemeyecek kadar asil bir liderin kurucusu olduğu ülkeyiz. Şüphesiz bayrağımıza saygımız da en üst düzeyde. Ne bir terlikte görebilirsiniz ülkemizin ismini veya bayrağını ne de bel altında herhangi bir kıyafette.

Suriye’deki Esad yanlılarının Türkiye’yi protesto etmek amacı ile ülkemizin bayrağını yakması canımızı acıttı. Ama. Hatta kocaman bir ama. Bayrağımızın yakılmasından sonraki gelişen süreçte hükümet yetkilileri hemen hemen her gün açıklama yaptı. Dışişleri Bakanı Davutoğlu’ndan sözünü sakınmadığı açıklamalar geldi peşi sıra. Ülkenin gazeteleri, haber siteleri büyük puntolarla yazdı olayı.

Kınadı. Kınandı.

 Şimdi gelelim gerçeklere. Suriye’de bayrağımızın yakılmasını bu kadar kötüleyen basının, hükümet yetkililerinin hemen hemen her yıl Ermenistan’da bayrağımızın yakılmasına neden aynı tepkiyi göstermediler? Gelecekte de gösteremeyecekler.

Bop’un planının bir parçası olan Suriye ayağında Bop Eşbaşkanından, onun hükümetinden, onun basın yayın organlarından Suriye’de yapılanlara tepki verebilirler ancak. Her sene sözde Ermeni Soykırımı iddialarının yıl dönümünde yakılan bayrağımızın haberi ufak puntolarla, dip köşe haberi.

Suriye’de yaşananlar elbette başka bir yazının konusu, hatta birkaç yazının konusu olabilecek boyutta. Ama bayrağımızın yakılması ile oluşturulmaya çalışılan kamuoyunun bilinçli olarak yapıldığını düşünmekteyim.

Olası bir Suriye ve ardından gelecek İran saldırısı, bu iki ülkeye en yakın Nato üyesi ve Bop Eşbaşkanı sıfatlarını taşıyan Türkiye’nin üzerinden yapılma planı uçuk değildir. Libya’da bombardımana öncülük eden Fransa’nın yerini, olası Suriye ve İran saldırılarında Türkiye’nin almayacağı ne malum.  Hangi Avrupa devleti kilometrelerce öteden bombardımanı gerçekleştirmek için gelebilecek? Saldırılacak ülkeye yakın bir askeri üst şart. Bu yerin ise Amerikan işgali altında olan Irak’tan çok Türkiye’de yapılması daha da önemli.  Neden mi. Çünkü plan sadece mevcut ülkelerdeki yönetimleri devirmek değil. Afganistan ve Irak’ta bunun olmadığını gördüler. Halk ayaklanmasını örgütleyerek ve o halkın gözünde değeri olan ülkenin önderliğinde yapılan operasyonların dünya kamuoyunda daha olumlu karşılandığını gördüler. İnsanların bu planın doğrudan işgalden farksız olduğunu görene kadar uygulamaya devam edecekler.

Arap dünyasında son yıllarda Türkiye oldukça model bir ülke konumuna geldi. Gerek Müslüman oluşu gerekse mevcut Müslüman devletlerden daha demokratik ve modern oluşu bu model görmenin en önemli argümanları. Birde buna batı’ya kafa tutan bir ülke imajı eklendiğinde idol olmama nedeni kalmadı.

Hepsini düşündüğümüzde Suriye’de yakılan bayrağımız sonrasında Suriye’ye karşı savaş naraları atan bir kamuoyu yaratılmak istendiğini görüyoruz.

Ülkemiz bu oyuna gelecek mi önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Can Poyraz / kemalistgenclik.com / 16 Kasım 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder