12 Ocak 2013 Cumartesi

Büyük Anadolu Yürüyüşü Başladı

Büyük Anadolu Yürüyüşü Başladı

Doğaya ve canlı yaşama zarar veren tüm yatırımların durdurulması için ''Anadolu'yu vermeyeceğiz'' sloganıyla düzenlenen ve Ankara'da son bulacak yürüyüşün ilk kolu Artvin'den 2 Nisan 2011 tarihinde başladı. Diğer 6 kol da önümüzdeki günlerde sırası ile Muğla, İzmir, Trakya, Antakya, Hasankeyf ve Antalya'dan başlatılacak.

7 koldan Ankara'ya gelecek katılımcılar haklı talepleri karşılanıncaya, doğa katliamları duruncaya kadar Ankara'da eylemlerine devam edecekler.

Büyük Anadolu Yürüyüşü Nedir?

'' www.anadoluyuvermeyecegiz.net '' ;

''Biz, Anadolu insanları Nisan 2011'de köylerimiz, kasabalarımız ve şehirlerimizden çıkarak Ankara'ya yürümeye karar verdik.

Çünkü binlerce yıldır insan uygarlığının beşiği olan Anadolu, bugün eşi görülmemiş bir yıkımla karşı karşıya.Ancak dünya, bu büyük yıkımın farkında değil.

Son on yıl içinde tüm sularımız enerji şirketlerinin eline geçti. Üzerlerine binlerce HES ve baraj kuruluyor. Dağlarımız maden şirketleri tarafından parsellendi, delik deşik ediliyor. Yaşamımız, nükleer ve termik santrallerle tehlike altında. Feryadımızı duyan yok. Binlerce yıldır ekip biçtiğimiz tohumlar, yok olmaya başladı. Ormanlarımız, parça parça kesiliyor.

Bu yıkım sonucunda, tüm insanlığın ortak mirası, dünyanın en eski yerleşim yerleri sular altında kalıyor. Sayısız hayvan ve bitki türünün nesli tükeniyor.

İnsanımız, doğduğu bereketli topraklarda artık doyamıyor. Köyünü, ata toprağını terk ediyor. Binlerce insan şehirlere göç ediyor ve kadim Anadolu kültürleri birer birer yok oluyor. Hızla kalabalıklaşan şehirlerimizde yaşamak her geçen gün daha da zorlaşıyor, maddi ve manevi bedeli artıyor.

Yalnızca bir avuç insanın menfaatini gözeten bu düzen, doğayı, insanları ve kültürümüzü hiçe sayarak Anadolu'nun dört bir yanını işgal etmeye devam ediyor.

Bu toprakları yönetenler, bu yıkıma karşı çıkanların çığlığına kulak tıkıyor ve yıkımı daha da çoğaltıyor. Anlıyoruz ki, onların gözünde artık köklerimizin hiçbir değeri yok.

Bu nedenle biz, Anadolu insanları, Anadolu'yu yaşatmak için kendi halk irademizi kullanmaya karar verdik. Birleşiyoruz!

Biliyoruz ki, her şeyimizi kaybettiğimizde, çalışıp yeniden ayağa kalkabiliriz. Ancak doğamızı kaybettiğimizde asla!

Vicdan sahibi herkesle buluşarak yedi ayrı koldan, 40 gün 40 gece Anadolu'yu arşınlıyoruz ve nehirler gibi akarak Ankara'ya yürüyoruz. Geçmişe olan saygımız ve çocuklarımızın geleceği için, doğanın hakları ve yaşam hakkımız için yürüyoruz.

Suyumuzu, doğamızı, köklerimizi ve Anadolu'yu geri alana kadar, dönmüyoruz.

Hiçbir dil, din, ırk ve siyasi görüş ayrımı gözetmeden, tüm Anadolu insanlarını ve dünya insanlığını bu yürüyüşe katılmaya davet ediyoruz.'' ANADOLU'YU VERMEYECEĞİZ!

Bu etkinlik kapsamında internette kısa sürede büyük destek toplayan 20 dakikalık bir kısa filmde çekilmişti. Tamamen halkın destekleriyle çekilen bu kısa film, 7 koldan Ankara'ya ulaşacak yürüyüşle beraber uzun metrajlı bir filme dönüştürülüp ücretsiz dağıtım ve izleme ile Anadolu'nun Sesini, doğanın isyanını geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflemekte.

Tübitak verilerine göre tüm derelerimize HES (hidroelektrik santrali) kursak bile üretecegimiz elektrik 126 bin cigavat saat. Çevre ve orman Bakanlığı'nın açıklamasında 2020 yılında ülkemizde 550 bin cigavat saat tüketim olacağı belirtilmekte.

Yani tüm derelerimize HES yapsak bile geleceğimizdeki tüketimimizin yarısını bile karşılamayacaksa neden doğamızı tahrip ediyoruz ki? Ve neden bunlar olmazsa olmaz diye propaganda yapıyoruz? Ağızlarının suları akan büyük enerji şirketlerine suyumuzu peşkeş çekmek niye?

Dünyanın her geçen gün daha da yaklaştığı su kıtlığı sonuna karşı su cenneti ülkemizi yanlış politikalar sonucu kuraklaştırılmanın karşısında durmak için, doğamızın hemen hemen her karışının rant bölgesi haline dönüştürüldüğü şu günlerde dil, din, ırk, siyaset ayrımı gözetmeksizin, ülkesini, doğasını seven her vatandaşın bu haklı mücadeleye destek vermesi, bu mücadelenin yanında durması gerekir.

Bu ülke bizim, bu ülke yarınlarımızın...


Can Poyraz / tgb.gen.tr / 4 Nisan 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder