12 Ocak 2013 Cumartesi

Kalkan Zamanı...

Kalkan Zamanı...
Bu kalkan bildiğiniz o tadına doyum olmayan, fakirin sofrasında adı bile geçemeyecek kadar pahalı olan kalkan değil.

Bu kalkan Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz'de yaşayan kalkan değil.

Evet, konumuzda bir kalkan ve bir balık var ama yenilebilen değil, yutturulmaya çalışılan bir kalkan.

Bu kalkan Okyanus Ötesinden ülkemize giriş yapan bir kalkan.

Okyanus Ötesinden işbirlikçi balıkçılar tarafından ithal edilen, Okyanus Ötesi'nin çıkarlarını savunan bir kalkan.

Aslında bahsettiğimiz ülkemize kurulması plânlanan-hatta şu sıralar planın da ötesine geçmiş olan- Füze Kalkanı...

Hatta biraz zihinlerimizi kurcaladığımızda bu Füze Kalkanı'nın yeni bir şey olmadığını hatırlayabiliriz. Birkaç yıldan beri; dönem dönem ABD tarafından, dönem dönemse iktidar partisinden yapılan açıklamalarla ülke gündemine getirilip sonra ne hikmetse adı bile duyulmayan bir proje bu ''Kalkan''.

İlk zamanlar ABD tarafından, Türkiye'ye kurulması düşünüldüğü açıklandıktan kısa bir süre sonra Avrupa Birliği üyesi bir ülkeye, Avrupa Birliğinin güvenliği amacıyla NATO bünyesinde kurulacağı ifade edildi. Hatta anlaşmalar da imzalandı.

Hem Amerika'yı hem de Avrupa Birliği ülkelerini koruyacak bu kalkan hali hazırda anlaşılan ülkeye kurulmakta.

Peki, o zaman ikinci bir kalkana ne gerek var?

Türkiye'deki kalkanın kime faydası var?

Bu iki sorunun yanıtlarının ipuçlarını Doğu Avrupa'ya kurulan Füze Kalkanı vermekte. Biraz düşünüldüğünde Türkiye'ye kurulması istenilen Füze Kalkanı'nın koruma ile yükümlü olduğu alanın Avrupa veya daha ötesi olmadığını göstermekte. Çünkü zaten orayı koruyan bir kalkan var.

Şu an emperyalist devletlere tehlike oluşturduğu iddia edilen ülkeler belli. Çin, Kuzey Kore, İran...

Çin'in ve Kuzey Kore'nin emperyalist devletleri vurması için göndereceği iddia edilen füzeler ülkemizin üzerinden geçmeyeceğine göre geriye bir İran kalıyor. Demek ki savunma sistemi İran'a karşı.

Peki ya kimi koruyacak?

Batılı devletleri, iddia edilen tehlikelere karşı koruyacak kalkan halihazırda olduğuna göre emperyalistlerin hedef aldığı ülke İran ve İran'dan korunacak ülke bize daha bir yakın demektir. Akla en yatkın gelen ülke İsrail. NATO kılıfıyla ülkemiz topraklarına kurulması istenen Füze Kalkanı'nı biraz düşündüğümüzde karşımıza bu acı gerçek çıkıyor. Her ne kadar inkâr etseler de işbirlikçiler...

Zamanında ''kumandanın başında biz oturacağız'' diye açıklama yapan Erdoğan şimdi de kumandanın NATO'da olmasını istediği yönünde açıklama yaptı. Ve öğrendik ki AKP izniyle imzaların atıldığı bu projenin kontrolü Almanya'daki bir kontrol merkezinde olup, Türk ordusu yalnızca General seviyesinde bir irtibat subayıyla temsil edilecek.

Ve asıl soru: Neden bugün?

Böylesine bir proje AKP hükümeti ve çevrelerince ülkeye ancak halkın uyutulması sonucu kurulabilirdi. Şimdi tam da o evredeyiz.

NATO kılıfı altında İsrail ve ABD çıkarlarına hizmet edecek bu proje için en uygun vakit beklendi.

İsrail'le adeta savaş havasına girdiğimiz şu günlerde, Arap Baharı uyutmasıyla Arap Dünyasında liderlik üstlenen Erdoğan sessiz sedasız projeyi işleme soktu. Tam da böylesine bir vakitte, "Arap Seferi"nin göz kamaştıran parıltıları altında kim inanırdı Erdoğan'ın İsrail'i koruyacağına?

Halk, Kalkanı konuşma, tartışma fırsatı bulamadan Kalkan'ın imzaları atıldı. İnşa edilecek yer bile belirlendi: Malatya -Kürecik.

Kendi oy veren kitlesini ''ülkemizin böyle bir güvenliğe ihtiyacı var'' düşüncesiyle uyutmak isteyen AKP, İsrail ile yaşanan krizin en ileri seviyesinde, Arap Baharı ülkelerinde yaptığı gövde gösterilerinde nabzı yakalayınca şerbeti bastı.

Başta demiştik ya konumuzda bir kalkan ve bir balık var diye. Kalkan; ABD, İsrail ve diğer emperyalist devletlerin çıkarları için kurulacak savunma sistemidir. Balık ise; İsrail karşıtlığının ve düşmanlığının tavan yaptığı şu günlerde, kalkanın İsrail menfaatine olabileceğinin ihtimalini bile düşünemeyecek kadar uyutulan, kandırılan Türk halkıdır.

Bunlar Okyanus Ötesi'nden ithal, maşaya özel, oltaya gelen balığa yutturulmaya çalışılan Kalkan...

Oynanan Büyük Dünya Oyununu göremeyenlere ve Okyanus Ötesinin çıkarlarını destekleyenlere ithafen...

Can Poyraz / tgb.gen.tr / 15 Eylül 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder