12 Ocak 2013 Cumartesi

Mustafa Kemal ve TKP

Mustafa Kemal ve TKP

Tkp aynı tas, aynı hamam. Özellikle Mustafa Suphi’den ötürü Mustafa Kemal ile bir türlü barışık olamadı Tkp. Mustafa Suphi’nin Anadolu’daki örgütlenme ve Tkp’nin kuruluşu için çıktığı yolun sonunda, Trabzon’dan Rusya’ya dönerken bindikleri teknede 14 yoldaşı ile öldürülmesinden Mustafa Kemal’i suçlayan Tkp, Mustafa Kemal’e karşı tutunduğu tavrın başlıca nedenlerinden.

Her fırsatta Kemalist Devrimi Burjuva devrimi olarak lanse eden Tkp, dönemin ve hala daha komünist önderlerin başında gelen ve kendilerinin de bizzat saygı duydukları Lenin’in Mustafa Kemal’e karşı tutunduğu olumlu tavrı nasıl olur da görmezden gelir?  Nasıl olur da Lenin’in Mustafa Kemal’e duyduğu saygıyı sadece antiemperyalist bir destek olarak görebilir? Kurtuluş savaşı ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesinde ve kimliğini kazanmasında iki ülke arasındaki bağları nasıl göremez Tkp’liler? İki ülkenin de paralel olarak yaptıkları reformları nasıl burjuvazi devrimi reformları diye yaftalayabilir? Kemalizm’in 6 temel ilkesinden Halkçılık ve Devletçilik nasıl olur da bir burjuvazi devrimi parçası olabilir?

“Mustafa Kemal’in değerini tartışacak durumda değiliz. Bir büyük burjuva devrimcisidir’’ diye 10 Kasım yazısına başlayan, ‘’Onun çerçevesinden hareketle ileriye doğru gitmek olanaksızdır. Ama onu yok sayarak ya da karşınıza alarak da ilerici bir hamle yapamazsınız. Türkiye solundaki Mustafa Kemal ve kemalizm düşmanlığı büyük bir arızadır, kendine güvensizliğin ürünüdür, gerici ve hatta karşı-devrimci dinamiklerin etkisi altına girmektir. … Ancak Mustafa Kemal düşmanlığının sola vereceği ve vermekte olduğu zarar daha fazladır. Mustafa Kemal’i ancak bu tarihselci yaklaşım içine yerleştirebiliriz. Onun kültleştirilmesine karşı çıktığımız kadar, ona düşmanlığa ve onun önemsizleştirilme girişimlerine de karşı çıkarız.’’ Diye devam eden Sol Genel Yayın Yönetmeni, Tkp fikir önderlerinden Kemal Okuyan nasıl bu kadar tutarsız bir yazı kaleme alabilir?

Saflarında birçok Mustafa Kemal seveni barındıran Tkp ne onları küstürmek, ne de Mustafa Kemal karşıtlığından vazgeçmemek gayesi içindedir anlaşılan. Belki de bu ülkenin kuruluşundaki antiemperyalist savaşın önderi Mustafa Kemal gerçeğini yok sayamayacaklarını anlamışlardır.

Çok değil geçen yıl. 23 Kasım 2010’da, Tkp’nin ‘’Hiç boyun eğer mi İnsan!’’sloganı ile 90. Kuruluş yıldönümünü kutlamasına katılmıştım. Abdi İpekçi Spor Salonunda gerçekleşen etkinlik Fransız Devrimi ile başlamış ve kronolojik sıra ile dünya üzerindeki antiemperyalist mücadeleler ile devam etmişti. Çanakkale Savaşı bölümü gelmiş ve en ufak bir Mustafa Kemal adı geçmeden bölüm bitmişti. Ardından Kurtuluş Savaşı anlatımı başlamış yine Mustafa Kemal yer almamıştı. Kurtuluş Savaşı anlatımının büyük bir kısmını Yunan Komünist Partisi Genel Başkanı’nın yolladığı video görüntü doldurmuş, Kurtuluş Savaşı döneminde Anadolu’ya gelerek Yunan ordusuna karşı antiemperyalist mücadelede bulunmuş 2000 Yunan Komünist Partisi üyesini altını çizerek anlatmıştı. Sanki koca bir Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemalden çok 2000 Yunan Komünist kazanmıştı. Ardından gösteri 68 kuşağına gelmiş ve sonrasında da ben salonu terk etmiştim. Sonrasında da Mustafa Kemal’in yer aldığını açıkçası düşünmüyorum.

Belli bir yurt sever duruşu içinde barındırsa da Tkp, gerçekleri görmezden gelerek ne kadar tutarlı olabilir? 10 Kasım’da bile, bu ülkeyi antiemperyalist bir savaşla kazanan kurucu önder Mustafa Kemal’e saygı göstermek yerine hem Mustafa Kemal sevenleri hem de karşı cepheyi ortalayacak bir tavır takınmaktan öteye gidememiştir.

Ergenekon davasında başta sessiz kalıp, sonradan davadaki çarpıklıkların üzerine gitmesi, Arap Baharı olarak bilinen gelişmeler hakkında uzun bir süre sonunda sessizliğini bozup Emperyalist oyuna dikkat çekmesi, hatta şuan Suriye’nin yanında olması Tkp’nin kafasının aslında ne kadar da karışık olduğunu göstermekte.

Başta da söylediğim gibi. Tkp aynı tas aynı hamam.  Ne etliye, ne sütlüye karışma, ne dağla ne denizle anılma niyetinde. Belki de bu yüzden Tkp ne Tip olabilecek, ne de yeni bir Behice Boran çıkarabilecek.

Can Poyraz / merhabaaydinlik.info / 12 Kasım 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder