12 Ocak 2013 Cumartesi

Suriye’de Ajanlar Var

Suriye’de Ajanlar Var

Suriye…

Suriye’de yaşananları öyle bir çırpıda konuşup geçemeyiz. Ne Arap baharının devamı diyip göz ardı edebiliriz ne de yaşanan şiddeti masum görebiliriz. Arap baharı bir yılı devirdi. Hatta Tunus da başlayan ilk ayaklanma 18 Aralık 2010’da başladığını hatırlarsak bir yıldan da fazla olduğu ortada. Ocak ayında Libya ardından Mısır da ki ayaklanmalar aslında Arap Baharının asıl başlangıcı.

Arap Baharı genel olarak ikiye ayrılır. 1. Halk ayaklanmalarının yaşandığı, 2. Projenin bir parçası olan ülkeler… Tunus, Cezayir, Ürdün, Moritanya, Umman, Yemen, Suudi Arabistan, Filistin, Fas, Sudan, Cibuti, Bahreyn halk ayaklanmalarının yaşandığı ya halk zaferi ile sonuçlanan ya da ABD işbirlikçisi yönetimin düşmemesi için basın ve dünya kamuoyu tarafından görmezden gelinen ülkeler. Mısır’ı da bu kategoriye kısmen sokabiliriz. Libya ve Suriye ise Arap Baharının en kanlı sürecinin yaşandığı ülkeler. Libya da Kaddafi’nin adice öldürülmesi ile sonuçlanan süreç yerini daha büyük bir belirsizliğe bıraksa da, batılı devletlerin Libya’da ki petrol işletmelerini devraldıkları yaşanan kaostan neden haberdar olamadığımızı açıkça anlatmıyor mu?

Peki ya Suriye. Suriye’de acımasız ve kesintisiz bir şiddetin olduğu doğru. Peki ya şiddeti yapan sadece devlet mi? Suriye lideri Beşar Esad’ın ülkede önce referandum un yapılması önümüzdeki günlerde de genel seçim yapılacağı şiddeti hala daha durdurmuyorsa bunun nedeni sizce ne olabilir? Halk sizce ne istiyor olabilir? Demokratik, özgür bir ülke istemiyor mu Suriyeliler? En azından yaşanan sürece müdahil olup seçimlerden sonra gerekirse mücadelelerine devam etseler sizce daha masum olmaz mıydı? Peki o zaman istenen nedir?

Çok değil daha birkaç gün önce Suriye’de 18 Fransız askerin devlete karşı direnenlere yardım ederken yakalandıkları açıklandı. Biraz araştırırsak sosyal paylaşım sitelerinde direnişçilere ait ölü numarası yaptıkları videolara, ülkenin askeri ve polisine karşı gösterdikleri şiddeti de öğrenebiliriz. Medyanın bize dayattıklarının hiçbir zaman asıl gerçek olmadığını aklımızdan çıkartmadan yaşanan süreci tahlil etmenin en doğrusu olduğu aşikârdır.

Suriye’de yaşananları masum göremeyiz evet ama yaşananların emperyalist bir oyuna alet edilmesine de karşı çıkmalıyız. Şuan Suriye’nin etrafında dönen emperyalist akbabaların yanında olmak ekmeklerine yağ sürmek yerine gerçekten özgür ve demokratik bir Suriye için mücadele etmeliyiz. Bunun yolu ne olası bir müdahaleye ev sahipliği etmek ne de olası bir müdahaleye göz yummaktır.

Amerikan medyasının kalemlerinin dediklerine aldanıp batılı akbabalara Müslüman eti yedirmek isteyenlere inanmamalı güzel ülkem…

Can Poyraz / merhabaaydinlik.info / 7 Mart 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder